Haber Sesleri

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Dünyanın Sessiz Salgını: Yoğun Yorgunluk ve Tükenmişlik Neden Artıyor?

Dijital Dünyanın Sessiz Salgını: Yoğun Yorgunluk ve Tükenmişlik Neden Artıyor?

Haber Sesleri Haber Sesleri -
61 0
dijital yorgunluk - Dijital Dünyanın Sessiz Salgını: Yoğun Yorgunluk ve Tükenmişlik Neden Artıyor?

Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgını

Günümüz dünyasında, sürekli bir koşturmaca ve yoğun bilgi akışı içinde yaşayan pek çok insan, kendisini tanımlanamayan bir yorgunluk içinde buluyor. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu durumun artık bir toplum meselesi haline geldiğini vurguluyor. Yaşar’a göre, sürekli hissedilen bu yorgunluk aslında bir teşhis değil, modern yaşamın getirdiği koşulların bir sonucu.

Dijitalleşme ve Artan Yorgunluk

Teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça, bireyler sürekli bir uyaran bombardımanı altında kalıyor. Bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki kusursuz hayatlar ve ‘geride kalma’ hissi, ruh sağlığımız üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Bu durum, dijital yorgunluk veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Dr. Müge Yaşar, yoğun iş temposu, şehir yaşamı ve dijital uyarana maruz kalmanın, beynimizi sürekli yüksek alarm durumunda tuttuğunu belirtiyor. Bu da kronik strese yol açarak, vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktif tutuyor. Sonuç olarak, kortizol ve adrenalin seviyeleri yükselerek bedenimizi sürekli bir ‘savaş ya da kaç’ moduna sokuyor. Bu durum, ‘allostatik yük’ olarak tanımlanan, yani vücudun kronik stresle başa çıkmaya çalışırken yıpranması anlamına geliyor.

Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı, depresyon ve yorgunluk belirtilerinin daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Literatürde ‘sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’ ve ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ gibi kavramlar üzerinde yoğun çalışmalar yapılıyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça, anksiyete, depresyon belirtileri, yorgunluk, tükenmişlik hissi ve dikkat eksikliğinde de önemli bir artış gözlemleniyor.

Çözüm: Yavaşlamak ve Dijital Detoks

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sürekli yorgunluğun beden ve zihnin bir alarm sistemi olduğunu belirterek, çözümün yaşam ritmini yeniden ayarlamakta yattığını ifade ediyor. Pandemi sonrası artan ekran süresi, özellikle gençlerde ve çalışanlarda uyku bozukluğu, hareketsizlik, anksiyete ve özgüven sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, dijital hijyen ve dijital detoks gibi kavramlar giderek daha fazla önem kazanıyor.

Dijital detoks uygulamaları, zaman yönetimi ve sınırlar koymak, yorgunluk ve tükenmişlik hissini hafifletmede etkili olabiliyor. Bu davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemler arasında yer alıyor. Sınır koyma becerisi, tükenmişlikten korunmanın en önemli araçlarından biri. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilmek, kişisel zamanı ve enerjiyi korumaya yardımcı oluyor. Bu sınırları koyarken, sadece başkalarına değil, kişinin kendi mükemmeliyetçi iç sesine de sınır çizmesi önem taşıyor.

Dijital detoks kapsamında, özellikle yatmadan bir saat önce tüm ekranlardan uzak durmak, beynin uyku hormonu olan melatonin salgılamasına destek oluyor. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma halini azaltıyor. Zaman yönetimi ise sadece görevleri listelemekle sınırlı kalmamalı. Gün içinde enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip, en zorlu bilişsel görevleri bu saatlere yayarak bilişsel tükenmeyi önlemek mümkün.

Anı Yaşamak ve Kendine Şefkat

Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmanın bir diğer yolu ise farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleri. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin sürekli geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında gidip gelmesini engelliyor. Düzenli diyafram nefesi, otonom sinir sistemini dengeleyerek dinlenme ve sindirimden sorumlu parasempatik sistemi aktive ediyor.

Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak da büyük önem taşıyor. Aile, arkadaşlar ve meslektaşlarla bir araya gelmek, yalnızlık ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Son olarak, kendine karşı nazik olmak ve hatalar karşısında veya zorlandığında kendini yargılamak yerine destek olmak, mükemmeliyetçilikle mücadelede etkili bir yaklaşım sunuyor. Bu stratejilerle, modern hayatın getirdiği dijital yorgunluk ile başa çıkmak ve daha dengeli bir yaşam sürmek mümkün hale geliyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir